
Görsel hakkında not: https://blog.loveawake.com/2019/11/11/losing-oneself-to-fit-in-the-procrustean-bed/’dan alınmıştır.
Birkaç gün önce gündeme, sonra da önüme düşen Sağlık Meslek Mensuplarının Serbest Meslek İcrası Hakkında Yönetmeliği içimde ‘uyuyan devleri’ uyandırınca kâğıda, kaleme sarılmak kaçınılmaz oldu.
Herkesin Birbirine Parmak Salladığı Bir Alan Olarak Ruh Sağlığı
Ruh Sağlığı alanının bir ‘cadı kazanı’ olduğunu fark etmem üniversiteyi bitirdiğim 90’lı yıllara dayanıyor. Boğaziçi Üniversitesi Psikoloji Bölümünü bitirdiğimde, her Psikoloji mezununun yaşadığı bocalamaya paralel olarak kendime bir yön çizmeye çalışırken ‘ruh sağlığı’ alanındaki ‘uzmanların’ birbirlerine karşı tavırları karşısında dehşete düştüğümü çok net hatırlıyorum. Akademik kadrolarda yer alan Psikologların, alanda çalışan Psikologlara, Psikologların Psikolojik Danışmalara, Psikiyatristlerin de kendileri dışındaki herkese ‘parmak salladığı’, alanda çalışan farklı uzmanlar arasında bir temas ya da etkileşimin olmadığı, hiç kimsenin kendisi dışında bir uzmanın varlığını, deneyim ya da bilgisini kabul etmediği, herkesin her şeyin en iyisini bildiğini iddia ettiği bu alan yeni mezun birisi için tam bir ‘cadı kazanı’ izlenimi yaratıyordu. Ruh Sağlığı alanında farklı uzmanlıkları olanların birbirlerine merakla değil, düşmanca yaklaştıkları, herkesin kurdukları hiyerarşide tepeye çıkıp diğerlerini hiçe saymaya çalıştığı bir tür ‘güller savaşı’ndan bahsediyorum.
Genç bir mezunun kendisine yol göstermesini beklediği rol modellere en çok ihtiyaç duyduğu dönemde, ebeveynlerinin zaaflarla dolu yüzünü çok erken yaşta fark eden bir çocuk misali yaşadığı derin hayal kırıklığından bahsediyorum.
Bitmeyen Senfoni
Türkiye, sürekli aynı yerde dönüp duran ve aynı konuları aynı retorikle yeniden yeniden konuşan, problem çözme kapasitesinden uzak bir ülke. Aynı siyasal ve ekonomik krizleri yeni kisveler altında yeniden, yeniden deneyimliyoruz. Ruh sağlığı alanında çalışan uzmanlar, eğitim süreçlerini yürüten akademik kadrolar ve bu alandaki yasa düzenleyiciler de bu coğrafyanın siyasal ve kültürel ikliminin bir parçası. Etten kemikler insanlar olarak ruh sağlığı alanının ‘aktörleri’ de ağırlıklı olarak birbirini dinlemeyen, dinlese de anlamak istemeyen, anlasa da anlamamazlıktan gelen, herşeyin en iyisini kendisi bilen, kendisi dışındaki kimseye söz hakkı ve yaşam hakkı vermek istemeyen, ortak akılla çözüm üretme kapasitesini geliştirememiş bireyler ve tam da bu yüzden Ruh Sağlığı alanındaki rollerin tanımlanması ve bu roller arasında bir işbirliğinin inşa edilmesi imkansız değilse de çok, çok zor.
Yasası Olmayan Bir Mesleğin Yönetmeliği Olur mu?
Bu kadar ‘serzenişten’ sonra, bu yazıya ilham kaynağı olan yönetmeliğe geri dönelim ve yönetmeliğin serbest meslek icra edebilecek meslekler arasında Klinik Psikologları saymasına ve Psikologları, Klinik Psikologlar altında birer ‘teknisyen’ statüsünde konumlandırmasına bir göz atalım.
Bu çerçevede şu soruları sormak istiyorum.
- Yasası olmayan bir meslek sadece yönetmelikle düzenlenebilir mi?
- Yıllarını psikoterapi konusunda uzmanlaşmaya vermiş ve onlarca yıldır psikoterapi merkezi sahibi olan psikologlar bir gecede ‘buharlaşamayacağına’ göre bu yönetmelik sahadaki gerçeklikle ne kadar örtüşmektedir? Bu yönetmeliğin geriye dönük işletilmesi ne kadar adaletlidir ve Anayasa ile uyumludur?
- Köklü Üniversitelerde Psikoloji lisans eğitimi almış psikologlar, İşletme ve Mühendislik gibi alanlardan gelerek fahiş fiyatlarla eğitim kalitesi sorgulanabilir Vakıf Üniversitelerinden Klinik Psikoloji diploması alan uzmanların yanında ‘teknisyen’ statüsünde mi çalışacaktır?
- Uygulamalı Psikoloji ya da Klinik Psikoloji Yüksek Lisansına denk programlardan mezun uzmanlar neden bu yönetmelikte bağımsız çalışma hakkına sahip uzmanlar arasında yer almamaktadır?
- Sağlık Bakanlığının açmış olduğu Psikolojinin Tıbbi Uygulamaları Sertifika Programından mezun Psikologlar neden bu yönetmelikte bağımsız çalışma hakkına sahip uzmanlar arasında yer almamaktadır?
- Psikoterapi Merkezi sahibi olan ve yıllardır bağımsız olarak çalışan, uzmanlık derecesini çocuk gelişimi, bağımlılık, travma ve afet çalışmaları gibi klinik psikoloji dışındaki alanlardan alan uzman psikologların durumu ne olacaktır?
- Bu yönetmelikle Klinik Psikologların ‘açabileceği’ sağlık birimlerinin her an bütün evraklarıyla beraber denetime açık olmaları, danışan ve terapist arasındaki gizlilik ilkesiyle ne kadar uyumludur? Gizlilik ilkesi yasa yapıcılar açısından bir önem taşımakta mıdır?
- Halihazırda bir çok psikoloğun ya da klinik psikoloğun bir arada çalıştığı Psikoterapi Merkezleri bu kadar kısa bir sürede nasıl yeniden yapılanmaya gidecektir?
- Psikoterapi hizmetlerini medikal bir modele indirgeyen bu anlayış günümüz psikoterapi anlayışıyla ne kadar örtüşmektedir?
- Yönetmelikte bahsedilen fiziksel şartlar bir Terapi Merkezinin gerçekleri ve ihtiyaçlarıyla ne kadar örtüşmektedir? Terapi odasının m2’sinden, içinde bulunacak lavaboya ve hatta bekleme salonu şartlarından, tabelasına kadar ‘her şeyi’ standardize etmeye çalışan anlayış tam olarak neyi hedeflemektedir?
- Türkiye’de yönetmelikte belirtilen fiziki şartları sağlayabilecek kaç adet psikoterapi merkezi vardır? Bu merkezler bu kadar kısa sürede bu şartları nasıl sağlayacaktır? Sağladıklarını varsaydığımızda oluşan maddi külfeti nasıl karşılayabileceklerdir? Karşıladıkları durumda oluşan maddi yük, terapi seans ücretlerine nasıl yansıyacaktır? Zaten ‘ortalama insan’ için çok yüksek olan terapi seans ücretlerinin gittikçe daha yüksek bir sosyoekonomik düzeye hitap etmesi toplumun ruh sağlığını nasıl etkileyecektir?
- Bu süreçte kapanmak zorunda kalacak Psikoterapi Merkezlerinden doğan boşluk toplumun ruh sağlığı hizmetlerine ulaşım imkanını nasıl etkileyecektir?
- Psikologları Klinik Psikoloji diploması almaya yönlendirecek olan bu yönetmeliği hazırlayan yasa yapıcılar, Vakıf Üniversitelerinin Klinik Psikoloji programlarının kalitesinden ve Devlet Üniversitesi Klinik Psikoloji Programlarının kontenjanlarından haberdar mıdır? Değilse, araştırmak gibi bir merakları var mıdır?
- Bu yönetmeliğin, halihazırda ‘astronomik’ rakamlardaki Klinik Psikoloji yüksek lisans programlarının ücretlerine nasıl yansıyacağına dair bir öngörüleri var mıdır? Yoksa bir merakları var mıdır?
- Diğer yandan, yasa yapıcılar Klinik Psikoloji derecesine sahip olmanın bir terapi ekolünde uzman olmakla aynı şey olmadığının farkında mıdır?
Yasa Yapıcılar Hangi Gezegende Yaşıyor?
En son şu soruyla bitirmek istiyorum. Yasa yapıcılar hangi gezegende yaşamaktadır?
Son Söz ya da Procrustes Yatağı
Ruh sağlığı hizmetlerine yıllarını vermiş ve çok farklı alt yapılardan gelen uzmanların rollerini sahanın gerçekliğinden bihaber bir anlayışla inşa etmeye çalışmak, bana ‘herkesi aynı kalıba sokmak için yatağa yatırdığı insanların kollarını ve bacaklarını kesen mitolojik karakter Procrustes’i’ hatırlatıyor oysa bizim ruh sağlığı alanındaki gücümüz benzerliklerimizden değil, ‘farklılıklarımızdan’ geliyor!

Theseus and Procrustes
© Mahan Doğrusöz 2025


