Kategori:HABERLER

İstanbul’dan “Kararlı Kadın” Portreleri

Milliyet Sanat – 01.03.2011

Fotoğraf, tarih boyunca sosyolojik araştırmaların belki de en önemli araçlarından biri oldu. Hatta zaman zaman yazılı sonuçların da önüne geçerek çekilen fotoğrafların kendisi birer ürün halini aldılar.

1980 Orleans doğumlu Fransız sosyolog ve fotoğrafçı Marie Ozanne da bu tarz çalışmalara bir yenisini ekliyor. Kararlı Kadınlar isimli sergisi İstanbul Fransız Kültür Merkezi’nde dokuz martta açılacak ve mart ayı boyunca görülebilecek.

Marie Ozanne’ın 2009 Haziran’ında Türkiye’ye yaptığı kısa ziyaretinde başladığı çalışması sosyolojik bir göstergeye dönüşmüş. Sergide, kariyerlerinde öne çıkmış yirmiye yakın kadın portresi kendilerini anlatan birer paragraflık yazıyla karşımıza çıkıyor.

Türkiye’deki geleneksel ve muhafazakâr havadan haberdar olan Ozanne tanıştığı insanlarla geleneksel yapıya aykırı yaşam biçimleri nedeniyle çalışmak istemiş. Buradan hareketle günümüz Türkiye’sinde alışılagelmiş ilişkilerin dışındaki bir hayatı, kadınlar özelinde anlatmaya çalışıyor.

Seçtiği modeller arasında iş dünyasından Leyla Alaton, sanat eleştirmeni Ayşegül Sönmez, aktris Serra Yılmaz, doktor Oya Bayrı, gazeteci Zeynep Göğüş gibi isimler var.

Kendisiyle konuştuğumda; aslen, Türkiye’nin geçtiğimiz yirmi yılına bakıldığında eğitim, sosyal haklar ve benzeri konularda nasıl bir gelişme kaydettiğine vurgu yapmak istediğini söylüyor. “Fransa’da ve diğer Avrupa ülkelerinde insanların zihinlerinde klişeleşen bir Türk İmajı var ve ben bunun değişmesi gerektiğine inanıyorum.” diyor. Bu değişimi kolayca sağlayabilmek için de sosyo-ekonomik olarak üst sınıftan insanlarla çalışmayı tercih etmiş. Modellerinin neredeyse tamamı ayrıcalıklı ya da seçkin denilebilecek hayatlara sahip kadınlar.

Anladığım kadarıyla Marie Ozanne da o klişeleşmiş Oryantalist imajdan bir miktar etkilenmiş ve fakat fotoğraflarını çektiği insanlarla yakınlaştıkça kendi kafasındakiler de değişmeye başlamış. Zira söyleşimizde bahsettiği şey hayli ilginç. Mahan Dogrusöz’le tanışması kendisini son derece şaşırtmış. Doğrusöz’ün giyimi, duruşu, düşünce ve konuşmaları Ozanne için Doğrusöz’ü Fransa’da tanıdığı birçok kadından çok daha öz güvenli ve hatta iddialı bulmasına neden olmuş.

“Türkler olarak biz seçtiğin bu Türk kadını karakterlerini neden merak edelim, üstelik içlerinden bazıları toplum tarafından son derece tanınan simalar?”diye sorduğumda bu çalışmanın aslında Fransa başta olmak üzere Avrupa’daki diğer ülkelerde gösterilmek üzere yapıldığını ve başından beri bahsettiği olumlu imajı yaratmayı amaçladığını vurguluyor. Daha da önemlisi; Ozanne yaptığı işin Fransa ayağının da olacağını, yani Fransa’da yaşayan ve özellikle oradaki Türk topluluğu için önemli sayılabilecek kadınlarla da görüşmeye başladığını bildirdi.

Fotoğraflar hakkında teknik olarak söylenmesi gerekense; her ne kadar modellerin bakışlarını merkeze yerleştirerek duruşlarını ve hatta “güçlerini” ortaya çıkarmaya çabalasa da fotoğrafa konu olan kişinin arkasındaki hikâyeye ulaşmanın çok da mümkün olmadığıdır. Marie Ozanne portreleri çok kısa sürede çektiği için modellerle daha doğrudan ve yakın bir ilişki kurma şansı yakalayamamış. Bu da modellerinin kıyafetleri ve çalışma mekânları dışında kişilikleri ya da kimlikleri hakkında içsel bilgiler vermekte eksik kalmasına neden olmuş. Umarım Fransa’daki çalışma bu anlamda daha etkileyici olacaktır.

Kendisinin de ısrarla söylediği gibi bu sergi bütünüyle Türk Kadını profilini yansıtmıyor. Dahası böyle bir iddiası da yok. Ozanne’ın bu çalışması bir bakıma; 1920’lerde August Sander’in, Almanya’da “20.Yüzyıl İnsanı” ve “Çağın Görünümü” başlıkları altında topladığı, Alman toplumunun meslek ve sınıflarına örnek olan çalışmasının bir üst sınıf versiyonu gibi.

Serinin Fransa ayağının bir bütünlük yaratacağını, İstanbul’daki serginin ülke ülke gezeceğini düşünürsek Fransa’da ve Avrupa’nın birçok ülkesinde Türkiye hakkındaki olumsuz düşüncelerin bir türlü azalmadığı bir süreçte bu tür bir çalışmanın olumlu bir etki yaratacağını umuyorum.

     
Vulnerability Scanner